Bodrum Referandumuna Kimler Katılmalı – Hasan Harmancı

Yayınlama: 05.04.2025
195
A+
A-

2.BÖLÜM

Bir önceki yazımda da belirttiğim üzere, bu şehre demokrasi, merkezi sistemin önerdiği çerçevede gelmez. Çünkü bu şehrin sokakları farklı işliyor. Şehrin albenisi ve yaşama standardı Avrupai bir kompliman içeriyor. Bu şehir tek başına yönetilemez, hele ki billboardlar ile hiç yönetilemez. O billboardlar gerçeğin resmini içermiyor. Şehrin gizli kasalarını ve mahzenlerini işaret ediyor. Hâlbuki Bodrum büyüme standartlarına bağlı olarak kendinden bir demokrasiye ihtiyacı var. Bodrum özerk bir yönetime sahip olmalıdır. Bu şehir kendi içinden çıkacak olan referandumla yönetilmelidir.

Sosyal yapısı çok kültürlü bir şehri Ankara’dan da, Yerel Yönetimlerin mazeretçi insiyatifleriyle de yönetmek mümkün değil. Bu şehrin sürdürülebilir sadece bir ekonomik politikaya ihtiyacı yok. Şehrin gelişim stratejisi bir oldu bitti ile imza altına alınamaz. Bodrum herkese göre bir dünya markası ancak yönetim organları ya Ankara kafası ya da kâra endekslenmiş bir kafanın ötesine geçemiyor. Şehir sadece işveren ve turistlerden oluşmadığı gibi, kalıcılığı olacak değerde yeni mimari gelişim de tümüyle ranta bağlı gelişiyor.

Şehrin merkezi turizm yapacağız deyip de tümüyle standart dışı çalışan işletmelerle kayyumlaşmış, şehrin dağları ise rant diye bağıran işbilen satıcılarla doğranıyor, talan ediliyor.
Bunlara kalan güzelim Bodrum, fotoğraflarından, resimlerinden her an çıkarılan yeşillikleri ve maviliklerinden başka bir anlam taşımıyor. Şehrin büyüme hızı Türkiye’nin enflasyon hızı ve göstergeleri gibi çalışıyor. Yerel Yönetimler başka bir veri kullanıyor, Merkezi Hükümet başka veriler kullanıyor. Arada heba olan hizmetler, beklentiler yaşayanları yine de nasıl oluyorsa “marka” özentisi içinde tutabiliyor.

Şehirdeki entelektüel hava tevatürde kalmış, yılgınlarıyla sessizleşmiş hale gelmiş durumda. Ne uluslar arası bir sergi ne uluslar arası bir ciddi yarışma yok. Billboardlarında ya bina fotoğrafları ya da bayram vs. mesajları. Marka şehir imajı içeriden yıkılmış ancak biz resim ve fotoğrafların kendisiyle değil de altın renkli çerçevesiyle ilgileniyoruz.

Birileri için Bodrum “Bodrumlulara bırakılamayacak kadar” değerli olmalı. Olmalı da ancak bu yaşam standardı, yönetilme biçimi ve düşünme biçimi çerçevesinde olmalı. Sokakları binyıllar öncesinden kalma olması enfes bir görüntü sağlarken, daha dün yapılmış tenekeden, barakadan, plastikten yerlerin, işgal etmek dışında deniz kıyısını görmeyen satıcıların ve yeşili sadece yaptığı binanın bahçesine diktiği begonvil ve palmiye ağaçları olarak görenlerin ufku kadar olmamalı.

Bodrum’un bir de doğal bitki örtüsü var. Bu gittikçe unutulan, ihmal edilen değil, kör kalınan bir yanı üstelik. Bodrum’da bu bir iki ağaç ve bitki dışında bitki ve ağaç yetişmiyor mu. Mandalinası, limonu, portakalı, zeytini, dutu, narı, bademi, keçiboynuzu neredeyse görünmez oldu. Bu ağaçlar demek aynı zamanda kuşlar, böcekler, mantarlar vs. demek. Bodrumun dağları hep bahar ancak o dağları, bağları, bahçeleri, terasları, vadi ve koyları tasarlayacak kimsesi yok.

Bodrum gibi şehirlerin içeriden çıkacak olan sesi Yerel ya da Merkezi yapılardan bağımsız bir yönetimle gerçekleşir. Kendi kendini demokratik bir inisiyatifle yönetebilecek ender bir potansiyele sahip bu şehrin idari düzenden daha çok sosyal, siyasal bir politikaya ve ekolojik yapılanmaya ihtiyacı var. Bodrum’un yavaşlamaya ve dinlenmeye çekilmesi gerekiyor. Artık Bodrum’un Bodrum kalabilmesi için kuşuna da, ağacına da söz hakkı vermek zorundayız. Gerçek Bodrum’un yaşam hakkı daha fazla ihlal ve ihmal edilemez.

Bu yazının 1.BÖLÜMÜ

Bilbordlar Şehri Bodrum – Hasan Harmancı “Sokak” yazıları…

Bodrum-25-26-Kampusumuze-Bekliyoruz-bahçeşehir
Turgutreis_Kampus_şubat-2025_Erken Kayit
previous arrow
next arrow
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.